1071 YILINDA MALAZGİRT MEYDAN MUHAREBESİNDEN SONRA ANADOLU'DA KURULAN BEYLİKLERDEN BİR TANESİ DE MENGÜCEKOĞULLARI'YDI.

Kemah Denilince akla ilk gelenlerden birisidir Sultan Melik Gazi,. Malazgirt Meydan Muharebesinden sonra Sultan Alparslan'ın ordu komutanlarından Ahmet Melik Mengücek Gazi'ye Anadolu'yu fetih etme görevini verdiğinde ilk fethedilen yer Kemah olmuştur. Tam tamına 206 sene hüküm süren bu Gazi kurduğu Mengücekoğulları Beyliği ile bölgede huzur sağlamıştır.

1142 yılında Kemah ve Divriği merkezli olarak ikiye ayrılan Mengücekoğulları beyliği, tarihi araştırmalar neticesinde 1228'e kadar 86 yıl hüküm sürdüğünü, Divriği kolunun ise 1277'ye kadar 135 yıl hüküm sürdüğünü göstermektedir.

Sultan Melik Gazi'nin kurduğu beyliğin ön ismi olan Mengü, Ortaasya dilinde "ebedi", uygur lehçesinde de "ölümsüz olanın gücüyle" anlamında söylenir. Mengücekoğulları'nın ilk beylerinin büyük bir ihtimalle Erzurum Horasan Türklerine mensup soylu bir aileye mensup olduğu sanılıyor. Önümüzdeki günlerde Sultan Melik Gazi ve ailesi ile ilgili çok çarpıcı bilgileri sitemizde bulacaksınız. Kemah'ta bilineni değil bilinmeyeni yazmayı hedef haline getiren sitemiin son uluştağı bilgilerde Sultan Melik Gazi türbesi ile ilgili ilginç bir kaç sırrın bulunduğunu ve bu sırlar ile ilgili Osmanlı Sultanlarının yazdığı fermanlar ve bu fermanlar ile halkın buluşmasını çarpcı bir uslupla sitemizde sizlere aktaracağız.

Mengücek beyliği, Selçuklularla daima iyi anlaşmışlar, devamlı surette kız alıp kız vermişlerdir. Hatta, Selçuklular bu beylige son verdiklerinde, beylerine anadolu'da ülkelerine karşılık başka yerler göstermişlerdir.

Kemah, MengücekBeyliğinin ilk merkeziydi. Kurucusunun türbeside burada yapıldı. Melik Gazinin vakfiyesinde bu konu ile ilgili olarak;

“...ben emr-i Hak ile sultan-ı amil oldum, layık bil adil tuttum ve Erzurum, Erzincan,Kemah ve Diyarbekir vilayetleriyle kalelerini fetheyledim ve kafirlerin ciğerlerini yaktım ve kılıç vuran padişahtır ki (Mengücik ) Gazidir: Cenab-ı Hak ruhunu şad ve kabrini pürnur eylesin. Bundan sonra ben Kemah Kalesi civarına yerleştim ki o civar Fırat nehri kenarındadır ve hududu şu vecih iledir ki nehri mezkur kale ile mesken arasında geçer ...” şeklinde yazılmıştır.

Mengücek Gazi’nin ölüm tarihini tam olarak bilmiyoruz. Böyle bir belgeye rastlanılamamıştır ancak yapılan incelemelerde  1118 yılında beyliğin başına geçen oğlu Emir İshak’ın hükümdarlığının başlangıcı dikkate alındığında Melik Gazi’nin aynı tarihlerde öldüğü tahmin ediliyor.

Mengücek Gazi’nin Türbesi sekizgen planlı iki katlı olup türbenin altında bir mumyalık bulunuyor. Giriş kapısının altında bulunan bir kapıdan merdivenle mumyalığa inilmektedir. Mumyalığın üzerinde de " Dünya durdukça o Mengücek Sultan tarafından aydınlatılacaktır"  diye yazılmış farsça bir kitabe bulunuyor. Duvarlar 80 cm. yüksekliğe kadar taş örmelidir. Mumyalığın üzeri basıktır.

Melik Gazi’nin mumyası zaman zaman açıldığından bozulmuştur. Ayrıca burada beş mezar daha bulunmaktadır.

Taş temeller üzerine tuğladan sekizgen olarak yapılmış olan türbe, piramidal bir külah ile örtülmüş. Sekizgenin kenarları dikdörtgen çerçeveler içerisine alınmış, köşelerdeki payelerle de dışa çıkıntı verilmiş. Külahın alt kısmı ile gövdenin üstüne tuğla mozaiklerle, küfi yazılı kitabeler yerleştirilmiş. Türbenin içerisi horasanlı harç ile sıvanarak silindirik gövdeye dönüştürülmüş.

Mumyalığın üzerinde bulunan zemin kat girişine konulan türbe girişi küçük bir portal şeklindedir. Burada Melik Gazi'nin sembolik sandukası bulunuyor. Sivri kemerli alınlığı, geometrik geçmelerle süslenmiş, altına da bir satırlık küfi yazılı kitabe yerleştirilmiştir. Buradaki köşe sütunlarının üzerine oturan alınlık kemeri, bir daire bir baklava olmak üzere tuğla mozaiklerle bezenmiş. Sırsız tuğlalar arasındaki alçı dolgu süslemeler ve firuze çinilerle görkemli bir görünüşü olan kapı kırık kemer içerisine alınmış.

Buradaki sırlı tuğladan küfi yazılı kitabede “...Elmerhum, es said, eş-şehid, el Gazi “ yazılıdır. Yine türbe içinde siyah mürekkeple yazılmış farsça ve arapça iki kitabede, Behramşahı'n Kılıç Aslan’ın kızlarından birisi ile evlenmiş olduğu belirtilmiştir. 
Türbede bulunan bir diğer kitabede ise;

Melik Alim, adil, teyid olunmuş, mansur, muzaffer; din ve dünyanın yardımcısı, İslam ve Müslümanların koruyucusu, Selçuk oğulları ve Mengüciklerin iftiharı eb-ul Feth Selçuk Şah bin Behram-Şah bin Davut bin İshak.O Mengücik idi. Allah onu nimetleri ve gufranıyla gark ede” yazılıdır.
Bu türbe hem kullanılan inşa malzemesi, hem de cenazeliğin orijinal şekli ile dikkat çekmektedir. Bilindiği gibi Mengücekoğulları'nın en büyük özellikleri sanat alanında öne çıkmaktadır .Onlar beyliklerini kurdukları yerlerde (özellikile Divriği'deki Ulu cami ile biliniyorlar) yaratıkları eserlerle daima incelemeye değer bulunmuşlardır. Bu türbenin de en önemli özelliği büyük bir ihtimalle Kâşan çinileri ile süslenmiş olmasından kaynaklanıyordu.

Ama ne yazık ki bu gün o çinilerden bir tanesi bile mevcut değil, sadece bir kaç yerde çok küçük izler bulunuyor. Kâşan çinileri, firuze, gök mavisi, yeşil, nadiren de kırmızı veya sarı renkte, duvar çinileriydi. Selçuklu eserlerinde sıklıkla kullanılıyorlardı. XII. ve XIX.yüzyıllar arasında üretilmişlerdi, fakat XIV.yy. onların doruk noktası olmuştu. "Kâşi" adıyla da anılıyorlardı. Kâşan, İran'da bir şehirdi ve tarih boyunca el sanatları merkezi konumunda olmuştu. Bu el sanatlarının en önde geleni de çiniciliğiydi. Orda üretiliyorlar, deve kervanlarıyla da her yere gönderiliyorlardı.

 

Türbe, halk arasında "Sultan Melek" olarak da adlandırılır. Hemen  yanında da Melik Gazi Zaviyesi bulunuyor. Bu bina, dikdörtgen planlı bir yapıdır. İki ayrı bölme tipi gösterir. Tuğladan küre biçiminde kubbelere sahip ve  penceresizdir. Sol taraftaki bölmede biri küçük, ikisi büyükçe 3 mezar vardır.

 

Bu türbelerin hemen yakınında bulunan Osmanlı mezarlığı ilginç mezar taşları ve lahitleriyle görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Zengin ve biraz da farklı işlemeleriyle dikkat çeken lahit mezarlar henüz tam olarak okunmamış yahut okunmuş olsalar da yayına sunulmuş olmadıklarından kimlere ait olduklarını bilmiyoruz. Özellikle bir tanesinde, lahtin geniş yüzüne resmedilen caminin neresi olduğu merak konusudur. İşlenmek istenen mekan bütün ayrıntılarıyla resmedilmiştir. 

 

Kemah'ta yukarı Fırat'ın Karasu kolu üzerinde kayalık bir zeminde bulunan  Melik Gazi Kümbeti ve zaviyesi ile yakınındaki Osmanlı mezarlığı, yaşadıkları dönemlerden sanat alanındaki gelişmeleri gözler önüne seriyor. Ait oldukları devirlerden önemli ipuçları sergileyen eserler her ne kadar fazlaca tahrip edilmiş olsalar da son zamanlarda epey toparlanıp koruma altına alınmışlar. Bir dönemin zengin kültür şehri olan Kemah iki kilisesi, manastırı, bir örneği daha bulunmayan kalesinin yanı sıra bu kümbet ve mezarlıkla da meraklı gezginlerin rotalarında yer alacağa benziyor.

YAKINDA

KEMAH'DA BULUNAN OSMANLI MEZARLIĞINDA KİMLER YATIYOR.

KEMAH'DA SANAT ESERLERİ

KEMAH'DA BİLİNMEYEN KİLİSELER

1750 TARİHİNDE İSİM İSİM KEMAH'DA YAŞAYANLAR

FARKLI YÖNLERİYLE SULTAN MELİK GAZİ

 SULTAN MELİK GAZİNİN OĞLU EMİR İSHAK'IN İLK KARARI

 

 

 

 


 

 

 



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   5584 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın